“Türkiye’nin seçimi” yalnızca Türkiye’nin değil

pravda adnan_oktar_Turkey_s_choice_is_not_only_Turkey_s

Türkiye 24 Haziran’da önemli bir seçime hazırlanıyor. Türk halkı kendisini 5 yıl boyunca yönetecek yeni cumhurbaşkanını seçecek ve 600 kişilik yeni parlamentosu için adayları oylayacak.

Parlamento seçimlerinde oy oranları tam olarak kesin olmasa da Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Ak Partisi ile milliyetçi MHP’nin oluşturduğu Cumhur ittifakının mecliste çoğunluğu sağlayacağı tahmin ediliyor. Benzer bir sonuç Cumhurbaşkanı seçimlerinde de bekleniyor. Türk seçim sistemi adayların ilk turda seçilmesi için en az %50 oy almasını şart koşuyor. Sayın Erdoğan ise anketlere göre %50-54 arasında bir oy potansiyeline sahip. Seçim öncesi son dönemde yaşanacaklar seçimin kesin sonucunu belirleyecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK parti son 15 senedir girdiği 12 seçimden zaferle çıktılar. Bu seçimlere 5 genel seçim 3 yerel seçim 3 referandum ve 1 de cumhurbaşkanlığı seçimi dahil. Bu başarının altında Türk halkının Sayın Erdoğan’ın şahsında bir birlik oluşturması yatıyor. Gerçekten de Sayın Erdoğan 1994 yılında İstanbul Belediye Başkanı seçildiği seçimlerde yaklaşık 2 milyon oy almıştı. En son referandum da aldığı oy sayısı 26 milyona ulaştı. Her seçimde yeni seçmenler etrafında kenetlendi ve görünen o ki artık sadık bir seçmen kitlesine sahip. Zaten bu kitlenin büyük bir çoğunluğu Erdoğan’a ve temsil ettiği değerlere olan bağlılığını 15 Temmuz darbe girişimi gecesi sokaklarda darbeye karşı direnerek de göstermişti.

Bu seçim öncekilerden farklı olarak Erdoğan ve Erdoğan karşıtlarının mücadelesi olarak geçecek. Muhalefet adayları kampanyalarında kendi projelerinden bahsetmek yerine Erdoğan karşıtlığını öne çıkarmaktalar. Örneğin ekonomi alanında Sayın Erdoğan’ın 2023 hedeflerini ve bu hedeflere ulaştıracak projelerini anlatırken diğer adaylar bu projeleri nasıl engelleyeceklerini anlatıyorlar. Bu yönüyle 24 Haziran seçimleri tarihin en ilginç seçimlerinden biri olmaya aday.

24 Haziran seçimleri Türkiye’nin seçimleri gibi gözükse de bölgede ve dünyada önemli bir etkisi olacağı da bir gerçek. Son dönemde kurulan Türkiye-İran-Rusya ittifakında özellikle Putin-Erdoğan-Ruhani şahsi dostluğu rol oynamıştı. Ayrıca Katar Emiri de Erdoğan’la şahsi dostluğu sayesinde bu ittifaktan çok destek görmüştü. Batı’daki ana akım medyaya bakıldığında, seçim öncesi Sayın Erdoğan karşıtı bir tutum sergilenmesinin en önemle sebeplerinden biri de bu gözüküyor. Geçmişten beri bu ittifaka karşı olmuş olan İngiliz derin devleti, bu sefer de tüm propaganda yöntemlerini ve medya desteğini kullanarak Türkiye’deki seçimi etkileyeceğine inanıyor. 24 Haziran sonrasında Erdoğansız bir Türkiye oluşması durumunda Ortadoğu’da bir denge unsuru haline gelen bu ittifakın güçsüzleşeceğini ve kontrolün yeniden kendi elinde olacağını umuyor.

Gerçekten de eğer böyle bir oyun oynanır ve Sayın Erdoğan’ın liderliği tehlikeye düşerse, bölgede geçmişten beri amaçlanan bölme planı uygulamaya geçebilecektir. Her ne kadar Türkiye’de ana muhalefet partisi de Türkiye’nin bölünmesi fikrine daima canla başla karşı gelmişse de, ortam bölme planları yapanlar için buna çok müsait bir görünüm alacaktır. Sayın Erdoğan’ın tehlikeyi fark etmesi ve milli birliğin üzerinde durması ve Rusya-Türkiye-İran ittifakına verdiği önem, yeni liderler tarafından muhtemelen tam anlaşılamayacak veya yeni liderler bunun tersini yapmaya zorlanacak ve Türkiye, kolaylıkla Batıya gebe günlerine geri dönebilecektir. Bu, kısa zaman içinde Türkiye’nin bölünmesini de hızlandırabilecek ve Türkiye’nin bölünmesi, Ortadoğu’nun da parçalara ayrılmasını beraberinde getirecektir. İşte bir kısım derin odaklar için Türkiye’deki seçimler bu nedenle bu kadar önemlidir. Söz konusu odaklar, tüm gücüyle Sayın Erdoğan’a pusu kurmakta, Türk halkı da var gücüyle Sayın Erdoğan’a sahip çıkmaktadır. Dış tehlikenin bu derece büyüdüğü bir zamanda bu sahip çıkma hissiyatının daha fazla güçlenmesi gerekmektedir.

Hatırlanacağı gibi bu tür oyunlar daha önce Rusya’ya yönelik de oynanmış fakat Sayın Putin’in sağlam duruşu nedeniyle bu planlar karşılıksız kalmıştır. Ortadoğu’nun parçalanmasına yönelik kirli projeler, ancak Ortadoğu ve Kafkaslarda ittifaka önem veren sağlam liderler tarafından ortadan kaldırılabilir.

Bu seçimler de Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli önemli bir seçim ittifakı gerçekleştirdiler. Her iki lider, Türk halkının büyük bir çoğunluğu gibi, Türkiye’nin saldırı altında olduğunu düşünüyorlar. 17-25 Aralık hukuk darbesini, 15 Temmuz askeri darbe girişimini, Irak ve Suriye’de varlığı devam eden terör odaklarını Türkiye üzerindeki savaş planının bir parçası olarak görüyorlar. Bu nedenle cumhur ittifakı, seçmenleri birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenmiş durumda. Son dönemde yaşanan döviz ve faiz artışlarını da bu saldırının ekonomik ayağı olarak görmekteler. Bu tip zamanlarda İngiliz derin devletinin daima ekonomi kartını oynadığını ve Türkiye’yi “yatırım yapılamaz” şekilde lanse eden kredi derecelendirme kuruluşlarının bu amaçla ortaya çıktıklarını gayet iyi biliyorlar. Bu geçmişten beri oynanan aynı oyun. Bunu Türk halkı da çok iyi bildiği için, ekonomideki bu kasıtlı garipleşmenin seçime etki etmesi pek beklenmiyor.

24 Haziran seçimleri ülke içi dinamikleri içinde çok büyük önem sağlıyor. Bu seçimle ilk defa seçme ve seçilme yaşı 18’e indi. Türkiye çok genç bir nüfusu sahip; yaş ortalaması 28. Bu nedenle gençler geleceğe oy vermek istiyorlar. 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak kişi sayısı ise 56 milyon. Türkiye bölgenin en önemli demokrasisi konumunda. Unutulmamalı ki, güçlü Türkiye bölgedeki herkesin lehine. Türk Devleti ve Sayın Erdoğan adaletli ve bencil olmayan politikalar izleyeceğini son dönemde çok güzel gösterdi. Önümüzdeki dönemde de istikrarı devam etmesi bölgede kalıcı barış için en önemli unsur olacaktır.

Adnan Oktar’ın PRAVDA’da (Rusya) yayınlanan makalesi:

http://www.pravdareport.com/world/asia/turkey/18-06-2018/141120-turkey_elections-0/

http://harunyahya.org/