Yeni bir dönemin eşiğinde Türkiye…

 

Türk halkı, 16 Nisan Pazar günü yapılan referandumda, resmi olmayan sonuçlara göre yeni anayasaya % 85’in üzerinde katılım ve % 51,4’lük bir oy oranıyla “EVET” dedi. Bu sonuçla, mevcut anayasanın 18 maddesi üzerinde düzenlenen değişiklikler onaylanmış oldu.

Bu değişikliklerden öne çıkan bazıları şöyle:

Mevcut parlamenter sistemin kaldırılarak yerine “Partili Cumhurbaşkanlığı” sisteminin getirilmesi. Başbakanlık makamının kaldırılması. Cumhurbaşkanı’na “Devlet Başkanı” sıfatı verilmesi ve cumhurbaşkanının yürütme yetkisi dahil çok geniş yetkilerle donatılması. Milletvekili ve Başkanlık seçimlerinin 4 seneden 5’e çıkarılması. Seçilme yaşının 25’ten 18’e indirilmesi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı ve atamalarıyla ilgili yeni düzenlemeler.

Yeni anayasanın, Türkiye’de bir eyalet sistemine kapı açarak ileri aşamada ülke çapında bir bölünme riskine neden olup olmayacağı endişesi referandum süreci boyunca en büyük tartışma konusuydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, sık sık böyle bir endişenin yersiz olduğuna, ülkenin birlik ve bütünlüğüne kimsenin kastedemeyeceğine dair açıklamalar yaptı. Ancak, yalnızca sözlü güvencelerin yeterli olmadığı yönünde eleştirilerin artması üzerine bölünme riskini barındıran maddeler revize edilip yeniden düzenlendi.

Bu süreçteki en büyük sürprizlerden biri de AKP’nin o güne kadarki en keskin muhaliflerinden olan MHP’nin iktidar partisine destek vermesi idi. Yeni Anayasa da, MHP’nin bu desteği sayesinde gerekli oy çoğunluğunu alarak Meclis’ten geçti.

16 Nisan referandumu, sonuçta bir anayasa ve sistem değişikliği oylaması olduğu için çıkan sonuçları birebir iktidar veya muhalefete veya Erdoğan’ın şahsına ithaf etmek doğru bir değerlendirme olmayacaktır. Bununla birlikte, kampanya sürecinde oyların dağılımına etki eden bazı önemli faktörleri de göz ardı etmemek gerekmektedir.

Örneğin, kararsız kalan, hatta başta HAYIR cephesinde yer alan birçok seçmen, Türk toplumunun sosyal dokusuna, değer yargılarına, milli hassasiyetlerine kökten karşıt çevrelerin HAYIR sloganı etrafında birleşmesine tepki olarak EVET’e yöneldi. Türk halkının ezici çoğunluğunun antipati beslediği bu çevrelerin başında: Bir kısım komünist yapılanmalar, PKK terör örgütü mensupları, eşcinsel destekçisi gruplar, FETÖ terör örgütü mensupları ve destekçileri, devlet sırlarını medyada ifşa edip yurt dışına kaçan ve halen çeşitli Batılı hükümetlerle Türkiye aleyhinde işbirliği yapan bir kısım vatan hainleri, her fırsatta Türkiye’yi yabancı ülkelere ve kurumlara şikayet eden bazı sanatçı, gazeteci ve yazarlar geliyor.

Bunun yanı sıra, özellikle Batı şemsiyesi altında faaliyet gösteren ana akım medya gruplarının, düşünce ve sivil toplum kuruluşlarının ve bunların özel görevlendirilmiş yazar ve propagandistlerinin ısrarlı HAYIR kampanyaları da EVET yönünde ciddi kaymalara neden oldu. Zira, bu çevreler yıllardır Türkiye, Müslümanlar ve Türkiye’deki seçilmiş meşru hükümet ve siyasilere yönelttikleri haksız saldırılar, nefret ve aşağılama kampanyaları ile ünlü.

Nitekim, her fırsatta demokrasi havariliğine soyunan bu çevreler referandum sonucunda halkın demokratik kararına saygı duymak yerine bilindik politikalarını sürdürdüler: Örneğin ABD’nin İngiltere güdümlü düşünce kuruluşu CFR’nin yayın organı Foreign Affairs, referandum sonrası yayınladığı yazıda, sonuçları ‘gece yarısından önceki karanlık’a benzeterek Türkiye’nin bölünmeye gittiğini vurguladı.

Foreign Policy’deki, Steven A. Cook imzalı, “Türkiye Analizi” başlıklı yazıda ise referandum sonucunun modern Türkiye tarihinin bir sayfasını kapadığını, EVET oyu veren Türklerin bilinçli ya da bilinçsiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye’yi zarar verdikleri ithamlarına yer verildi.

İngiliz Times gazetesi, referanduma geniş yer ayırdığı haberinde “Erdoğan’ın zaferinin geride bölünmüş bir Türkiye bıraktığını” iddia ediyordu.

İngiliz The Guardian gazetesinin Orta Doğu muhabiri Martin Chulov, İstanbul’dan yazdığı görüş yazısında, referandum sonucunu, “Erdoğan’ın Türkiye üzerindeki otokratik pençesini güçlendirmede destek bulması” şeklinde yorumluyordu.

Bir kısım Batı medyasında Türkiye’deki referandum hakkında yer alan benzeri haber ve yorumlar, Paskalya kutlamalarının bile önüne geçti. Canlı yayınlar, gazete manşetleri konuya birinci dereceden yer ayırdı, sonuçlar an an aktarıldı.

Diğer yandan, HAYIR oylarını tetikleyen çeşitli faktörler de AKP ve Hükümet kanadında acilen gözden geçirilmesi gereken önemli konular olduğunun sinyalini verdi. Modernlik, çağdaşlık, sanat, estetik ve kaliteye önem veren, kadınların giyim, kuşam, yaşam ve hareket özgürlüğüne müdahale edilmesinden ciddi rahatsızlık duyan aydın kesimlerde, ülkenin kıyı kesimlerinde ve büyük şehirlerde HAYIR oyları baskın çıktı. Bu durum hükümetin bu konulara çok daha fazla önem vermesi veya önem verdiğini vurgulaması gerektiğini gösteriyor.

Bu konulara yeteri kadar sahip çıkılmaması ve iktidar tabanından bazı kişi ve kesimlerin bu hayati konulara tam karşıt bir tutum izlemesi bahsettiğimiz bölgelerde tepki olarak HAYIR oylarının öne çıkmasına neden oldu. Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan kalite, modernlik ve kadınların rahatlığı ve özgürlüğü gibi hayati konulara kişisel olarak önem verseler de, bu konularda vurgunun gereği gibi yapılması ve endişelerin giderilmesi için özel politikalar izlenmesi gerektiği kesin.

Sonuçta EVET ya da HAYIR oyu veren herkes yukarıda saydığımız bazı küçük istisnai gruplar dışında bu vatanın değerli evlatlarıdır. Sonuç EVET çıktığı gibi HAYIR da çıkabilirdi. O zaman da Türkiye barış, demokrasi ve kardeşlik içinde yoluna devam ederdi; şu an da ediyor. Önemli olan, sonuçlara saygı duymanın demokrasinin bir gereği olduğunu unutmamak ve her iki durumdan da malzeme çıkarmaya çalışan provokatörlere asla taviz vermemektir.

Kaynak:

https://www.foreignaffairs.com/articles/turkey/2017-04-16/after-erdogans-referendum-victory
http://time.com/4741834/turkey-referendum-erdogan-divided/
http://foreignpolicy.com/2017/04/16/turkey-1921-2017/
https://www.theguardian.com/world/2017/apr/16/erdogan-gets-backing-to-strengthen-his-autocratic-grip-on-turkey

http://www.harunyahya.org/

Adnan Oktar’ın Eurasia Review’de yayınlanan makalesi:

http://www.eurasiareview.com/24042017-turkey-is-on-the-verge-of-a-new-age