Suriye Savaşı Gerçekten Bitti mi?

pravda adnan_oktar_is_the_syrian_war_really_over

En büyük arzumuz Suriye İç Savaşı’nı sona erdirmektir. Altı yıllık bu savaş süresince çok sayıda Suriyeli acı çekti, her şeylerini kaybettiler, herşeyden önemlisi asıl hayatları yok oldu. Milyonlarcası komşu ülkelere sığındı ve milyonlarcası yurtlarının yıkıntıları arasında ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı.

Astana Barış süreci, bu korkunç çatışmayı sona erdirmek için bugüne kadar atılan en önemli adımı temsil ediyor. Rusya, Türkiye ve İran bu savaştan zarar gören topraklara barış getirmek için önemli bir rol üstlendiler. Her üç millet bölgeye barış getirmek için uzlaştı ve çatışmaları durdurmak için ortak bir zeminde buluştu.

Örneğin, Başkan Putin bir çatışma ve terörizm yuvası haline gelen bölgeye güvenlik getirmek için çok gayret etti. Soğuk Savaş sonrası 1990’ların başında Rusya’nın parçalanma yanı sıra önemli bir ekonomik kayma yaşadığı dönemleri gören Başkan Putin, akılcı bir tutum izleyerek Ortadoğu liderleri ve hatta ABD Başkanı Trump ile bağlantı kurmanın yollarını buldu. Birçok Ortadoğu uzmanı ve gazeteciye göre, Başkan Putin Suriye savaşının galibi olarak kabul ediliyor.

Rusya’nın dış ilişkilerine dayanarak, Başkan Putin stratejik faktörleri en iyi şekilde kullanan bir lider olarak kabul edilebilir. Putin, doğru ortaklarla, doğru zamanda, doğru kaynakları kullanıyor. Türkiye ile ilgili olarak, ilişkiler 2015 sonunda bir Rus jetinin düşürülmesi olayı nedeniyle dibe vursa da, şu anda Suriye’de çatışmayı sona erdirmeye yönelik anlaşmaya imza atan stratejik ortaklar oldular. Bir süre önce, Türk Akımı gibi Batılı güçleri rahatsız eden dev enerji anlaşmalarına imza attılar. Türkiye ayrıca Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almaya karar verdi. Bu iki devlet, İran ile birlikte Suriye’deki savaşa son vermek için birlikte çalışıyorlar. Başkan Putin’in Soçi Zirvesi’nden bir önceki gece televizyonda Esad ile görünmesi, çatışmayı durduracak büyük oyunculardan biri olduğunun başka bir delili. Putin, Suriye’deki son gelişmeler ve Soçi Zirvesi’nin sonucu hakkında bilgi vermek üzere Başkan Trump, Kral Salman ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile de telefon görüşmeleri yaptı.

Eşzamanlı olarak, Başkan Putin Rus askeri uçaklarının Mısır hava sahasını ve üslerini kullanmasına yetki veren bir ön anlaşmaya vararak, Mısır ile ilişkileri yeniden kurdu. Eğer bu iki devlet bu anlaşmayı neticelendirirse, bu, 1973 yılından bu yana Rusya’nın Mısır’daki en köklü varlığını sağlayacak. Suudi Arabistan’la ilgili olarak, Soğuk Savaş döneminde Rusya Suudiler ile ters düşmüş olsa da, iki ülke, petrol, askeri ve uzay keşfi açısından 15 işbirliği anlaşması yaptı. Suudiler, Moskova’ya yapılan ilk resmi ziyaret olan Kral Salman’ın Başkan Putin’i ziyareti sırasında Rus S-400 savunma sistemini de satın alabileceklerini belirttiler. Bu yeni ilişkinin önemini göstermek için, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Suudi-Rus ilişkileri ‘yeni niteliksel düzeye ulaşmıştır’ yorumunda bulundu.

Soçi Zirvesi’nin sonuçları açısından, katılımcı üç ülke Suriye konusunda daha fazla işbirliği için önceliklerini belirledi. Başkan Putin Suriye’nin geleceği konusunda Soçi Zirve’sinde şunları ifade etti: “Suriye halkı kendilerinin ve ülkelerinin geleceğini belirlemek ve kendi devlet ilkeleri üzerinde anlaşmaya varmak zorunda. Söz konusu reform sürecinin kolay olmayacağı aşikardır. Bu süreçte Suriye hükümeti de dahil tüm tarafların taviz, ödün vermesi gerekecektir”. Zirve ülkeler aynı zamanda Suriye için yeni bir anayasa ve Esad’ın da katılacağı yeni başkanlık seçimlerine yardımcı olmak amacıyla Aralık ayında Rusya’da yapılacak bir Suriye Ulusal Diyalog Kongresi için anlaşmaya vardı.

Ancak bu anlaşma Türkiye için bir kırmızı çizgi içeriyor: Suriye Ulusal Diyalog Kongresi müzakere masasında PYD terör grubu olmamalı. 40 yıldır Ortadoğu’da sayısız can alan, bir terör örgütü olan PYD’nin barış görüşmelerine katılması ihtimali bile Suriye’nin bütünlüğü ve Suriye’de yaşayan farklı etnik grupların korunması açısından son derece tehlikeli. PYD’nin Suriye halkına terör saçmaya devam edebilmek için kendisini Kürtlerin sözde temsilcisi olarak meşrulaştırma çabalarına herhangi bir yöntem, şekil veya formda izin verilmemelidir. Bir terör örgütü hiçbir halkın temsilcisi olamaz dolayısıyla sözde meşruluk perdesinin arkasına saklanmasına izin verilmemelidir.

PYD’nin Kürtleri temsil etmediğini unutmamak gerekir. Aksine, Kürt halkını vahşice ezen ve kendi görüşlerine katılmayan Kürtleri, örgüt içinde karşıt bir görüş getirenler de dahil, yok eden kanlı bir terör örgütüdür. PYD bölgede yaşayan Kürtlere büyük acılar yaşattı: binlerce dindar Kürt öldürülürken, binlercesi PYD zulmünden kaçmak için komşu ülkelere sığındılar.  PYD, silah baskısıyla, Suriye’nin kuzey kesiminde ağırlıklı olarak Kürt, Arap ve Türkmen nüfusun oluşturduğu bir kanton kurmayı başardı. PYD Suriye’de komünist bir devlet kurmak istediği için yerel Kürt, Arap ve Türkmen nüfus üzerinde baskı uygulamaktadır. Nasıl ki IŞİD ve El Nusra gibi kanlı terör örgütleri müzakerelere davet edilmezse, PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD de görüşmelere çağırılmamalıdır.

Astana görüşmeleri ve Soçi Zirvesi yoluyla, bölgede kan dökülmesini sona erdirmek için stratejik bir ittifak kurmanın önemini bir kez daha görmüş olduk. Bölgenin güvenliği için birlik içinde hareket etmek, dış politikada cesur ve akıllı adımlar atmak son derece önemlidir. Suriye’de savaş sona ermek üzere olsa da, savaştan zarar gören ülke bir gecede eski haline dönmeyecektir. Hızla, halk tarafından seçilen bir geçiş hükümeti oluşturulmalıdır. Rusya, Türkiye ve İran’ın yeniden inşa sürecine katılmaları hayati önem taşımaktadır. Türkiye inşaat sektöründeki başarılarından dolayı bir öncü olarak hareket edebilir zira mültecilerin anavatanlarına geri dönebilmeleri için konutların, hastanelerin ve okulların inşa edilmesi çok önemlidir. Bunun ötesinde, savaşı yaşamış ve aile fertlerini kaybeden Suriyelilerin normal yaşamlarına dönebilmeleri için toplumun her kesimden insanlar için yoğun ideolojik ve maneviyata yönelik eğitim programları düzenlenmelidir. Tekrar benzer bir yıkım yaşanmayacak şekilde bölgeyi korumak için bu ittifakın omuzuna büyük bir sorumluluk düşmektedir. Herkes barışın sadece birlikte çalışarak elde edilebileceğini aklında tutmalıdır.

http://www.harunyahya.org/

Adnan Oktar’ın PRAVDA’da (Rusya) yayınlanan makalesi:

http://www.pravdareport.com/hotspots/conflicts/04-12-2017/139283-war_syria-0/