SOSYAL MEDYADAKİ NEFRET SÖYLEMLERİ

Yasar Üniversitesi tarafından yapılan son araştırmada sosyal medyada “nefret soylemleri” iceren mesajların kaygı verici boyutlara geldigi tespit edilmiş.

Ozellikle youtube gibi müzik ve eğlence ağırlıklı bir ortamda bile incelenen mesajların %42’sinin olumsuz icerikli olduğu, bu mesajların da %91 gibi tamamına yakın bir oranının da nefret içerikli olduğu ortaya konmuş.

Maalesef uzun süredir benim de dikkatimi çeken bu konu, zaman zaman toplumsal histeriye kadar ulaşmaktadır.

Zamanının çoğunu bilgisayar başında sanal ortamda geçiren gençliğimizin gelişimi açısından konu ciddi anlamda kaygı verici bir haldedir.

Zaman zaman Youtube’a yüklenmiş sıradan bir muzik klibinin yorumlarında karşımıza çıkan akılalmaz tartışmalar, karşılıklı nefret söylemleri, tehditler, agza alınmayacak küfürler, karşılıklı karalamlar, toplumsal barış, huzur ve hoşgörünün ciddi bir tehdit altında olduğunu göstermektedir.

Sürekli negatif ve saldırgan yorumlar yapan, nefret söylemi yayan profiler incelendiğinde, bu negatif atmosferin öncülüğünü yapan hesapların çoğunluğunun sahte isimler adına açılmış fake hesaplar olduğu da araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu olarak gözden kaçmamaktadır.

Açıktır ki Türkiye’yi güçten düşürmek, sıradan tartışmaları alevlendirerek toplumu adeta bir kaos ortamına sürüklemek isteyen iç ve dış muhalif güçler, özellikle gençliğimizin geliştirdiği bu negatif atmosfer ve ruh halini aleyhimize provoke edip kullanmaktadırlar.

Bu çalışma, son elli yıldır ülkemiz üzerinde uygulanan klasik “toplumsal mühendislik” çalışmalarından biridir.

Unutulmamalı ki ülkemiz şu anda çok hassas bir toplumsal barış sağlama sürecinden geçmektedir.

Hemen yanıbaşımızdaki komşularımızdaki savaş ortamı da sıcaklığını her geçen gün arttırmaktadırlar.

Keza PKK’nın açıkça dillendirdiği “Ya özerklik ya da içsavaş” hezeyanları da gittikçe artmaktadır.

Ülke olarak birbirimize kenetlenmek ve ortak geleceğimiz için birlik halinde hareket etmemiz gereken hassas bir dönemdeyiz

İnternet ortamında vucut bulan ve her geçen gün büyüyen bu toplumsal histeriye bir son veremezsek ve eğer  barış ve huzur ortamını tesis etmekte başarılı olamazsak, dış düşmanlara gerek kalmadan kendi kendimizi yiyip bitireceğiz gibi görünmektedir.

Bu ahval altında, hem hükümetimize hem sivil kuruluşlara hem de toplumun kanaat önderlerine büyük görevler düşmektedir.

Hükümetimiz ve tüm siyasi kuruluşlar, zaman zaman içine çekildikleri iktidar kavgasını bir kenara bırakmalı, toplumsal uzlaşıyı ve beraber yaşama kültürünü geliştirecek ciddi adımlarda el birliği ile beraber hareket etmeye özen gostermelidir.

Bütün televizyon ve gazetelerde mutlaka sevgi dili oluşturulmalı, köşe yazılarından buram buram sevgi ülkeye yayılmalı, açık oturumlar sevgi ve saygı cümleleriyle halka sunulmalıdır. Bu devlet politikası olarak toplumun her kesimine bir seferberlik halinde yayılmalıdır.

Özellikle kominist PKK örgütünün etkisiz hale getirilmesi dogrultusunda, Kürt kardeşlerimizin tüm insani ve demoktarik ihtiyaçları yerine getirilmeli, pkk nın yaklaşık 30 yıldır çok yogun bir şekilde yapmış olduğu ayrılıkçı kominist/faşist miksli propagandaya karşı, aynı şiddette hatta daha da güçlü bir cididiyetle anti komünist ilmi propaganda yapılmalıdır.

Bu yolla, PKK’nın ideolojik alt yapısı yerle bir edilmelidir.

Yine son zamanlarda toplumsal barış calışmalarına örnek olarak gösterilebilecek cami-cemevi beraber inşası projesi güzel ve başarılı bir adım olarak göze çarpmaktadır.

Hükümetimiz ve sivil toplum kuruluşları elele vererek buna benzer projelerin sayısı arttırılmalı, ortaya çıkacak projeleri hayata geçirmek için hertürlü fedakarlıktan kaçınılmamalı ve tüm imkanlar seferber edilmelidir.

Toplumun tüm kesimlerini sevgi, şefkat ve hoşgörüyle kucaklayacak ve her kesimlerden gelecek öneri ve tavsiyeleri olgunlukla karşılayacak hükümetimiz, bu yolla ülkemizde barış ve huzur ortamını sağlayacağı gibi, şüphesiz ki 21. yy Dünya barışına ve refahına damga vuracak güçte olacaktır.

twitter.com/gundem_analiztv