PKK’NIN “İSPANYA MODELI” HAYALI GERÇEKLEŞMEYECEK

Başbakanımızın çözüm süreci boyunca kullandığı birleştirici ve bütünleştirici dil, “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” vurgusundaki kararlılık ve ısrar Türkiye için fevkalade değerlidir. Bunun yanında Sayın Erdoğan’ın süreci ifade ederken kullandığı “Milli Birlik ve Beraberlik Projesi” tanımından taviz verilmemesi de sürecin sağlıklı yürüyeceğinin bir başka önemli göstergesidir.

Süreç esnasında, PKK terör örgütünün elebaşısı Öcalan’ın özerklik ve federasyon olmadan “eylemsizlik” sağlanabileceği yönündeki izahları kamuoyuna sunulmaktadır. Ancak kamuoyuna sunulan görüşlerle basına sızdırılmış olan “İmralı Zabıtları” arasında taban tabana zıt farklar bulunmaktadır:

  • Kürtler kendilerini özgürce ifade edecek ve yönetecektir. Şu anda yasa dayatırsak büyük alerji yaratır. İleride olabilir.”
  • “Siz ister yasa çıkartın, ister çıkartmayın. İspanya’nın bütünlüğü içinde milliyetler ve bölgelerin demokratik hakları ve dayanışmaları garanti edilir… Kendilerini özgürce ifade etmeliler, ki bu örgütlenme ve yönetmeyi de içerir ve yaşamaları bir haktır ve garanti edilir.”

Görüldüğü üzere Öcalan BDP’lilere İspanya Modeli üzerinde durulması talimatını vermektedir.

Parçalanma Aşamasına Gelmiş İspanya’nın Çöken Modeli ve BDP

  1. İmralı Zabıtlarında geçen İspanya Modeli konusu BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız tarafından Ağustos 2010’da gündeme getirilmişti. Yıldız, demokratik özerkliğin hem DTP’nin hem de BDP’nin programında yer aldığını, bunun daha önce de hazırlanan kitapçıkla kamuoyuyla paylaşıldığını ifade etmiş ve “Demokratik özerklik Avrupa’da uygulanan bir sistem. İspanya bunu bölgesel düzeyde hayata geçirmiş. İspanya 16 bölgeye ayrılmış. Dolayısıyla İspanya, özerkliği üniter devletin dışındaki bir arayış olarak göstermek isteyenlere önemli bir cevaptır. Demokratik özerklik bölünme, parçalanma olarak algılanıyor. Hatta özerklikle federasyon birbirine karıştırılıyor. Halbuki özerklikte tek bir anayasa, tek bir Cumhurbaşkanı var. Federasyonla özerklik aynı şey değil” şeklinde  konuşmuştu.
  2. İspanya Modeli konusu Eylül 2010’da terör örgütü elebaşılarından Karayılan tarafından da gündeme taşınmıştı. El Mundo Gazetesine konuşan Karayılan, “Katalonya’ya benzer bir statü tanındığı, kendi polis gücü ve parlamentosunun olduğu bir özerklik PKK’ya verildiği taktirde bağımsızlık için silahlı mücadeleden vazgeçeriz.” şeklinde vahim bir açıklama yapmıştı.
  3. Leyla Zana ise “İşin başında özerklik istediğimiz doğrudur; ama bugünTürkiye’deki Kürtler, özerkliğin yetersiz olduğunu düşünüyor.” şeklindeki konuşmasıyla PKK’nın asla gerçekleşmeyecek ütopyasını dile getirmişti.

Gerek Kandil ve İmralı gerekse BDP’liler tarafından İspanya Modeli’nin özellikle dile getirilmesinin nedeni, özerkliğin İspanyol anayasasında üniter yapıyı bozmayacağının ve özerk yapının anayasal güvence altında olduğunun belirtilmesi nedeniyledir. Oysa İspanya’da durum hiç de arzu edildiği gibi devam etmemektedir.

İspanya Parçalanıyor

İspanya’da şu an 17 tane özerk topluluk ve 2 tane özerk şehir bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Bask bölgesi ve Katalonya. Nüfusları 3 milyon olan Basklar, çelik üretimini ellerinde tutuyor. Ticareti yöneten Katalonya’yla birlikte ülkenin en zengin bölgesidir. Her iki bölgedeki 30 bin doların üzerinde kişi başına milli gelir AB ve İspanya ortalamasının üzerinde.

İspanya’nın kuzey doğusunda yer alan Katalonya ise yıllardır bağımsızlık mücadelesi vermektedir.

 

Barcelona, ekonominin dibe vurduğu, işsizliğin %25’e ulaştığı bir zamanda, Madrid yönetiminden bağımsız bir ekonomik güce erişmek için bir takım yasal değişiklikler istemektedir. Katalan yöneticiler ‘Eğer statü değişikliğini İspanya hukuku içinde yapamadığımız takdirde, bunu yerel Katalan hukuku içinde yapmanın yollarını araştıracağız’ diyerek her fırsatta bölünmenin sinyallerini vermektedir. Örgütledikleri 1,5 milyon kişi de 11 Eylül 2012’de Barcelona sokaklarında bağımsızlık isteyerek “Katalonya, yeni Avrupa devleti” şeklindeki sloganlarla gösteri yürüyüşü yapmıştır. Katalonya’da bağımsızlık yanlılarının ortak görüşü, federalizmin kendilerini ileri götürmediği yönündedir ve İspanya bir parçalanmayla karşı karşıyadır.

Katalonya özerk yönetimi, 2014 yılı için öngörülen bağımsızlık yanlısı referandum için çalışmaları şimdiden başlatmıştır.

Almanya’da yayımlanan Der Spiegel dergisinde bu konuya değinen Fiona Ehlers, Hans Hoyng, Christoph Schult ve Helene Zuber imzalı incelemede “Borç krizi Avrupalı ayrılıkçıları güçlendiriyor” tespitinde bulunulmuştur.

Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso, “Bağımsızlık kazanacak bölgelerin AB’ye yeniden üyelik başvurusu yapmalarını” söyleyerek bu hareketleri caydırmaya çalışsa da milletlerin özgürlük ve bağımsızlık isteğinin kolay kolay  bastırılması mümkün görünmemektedir.

Sonuç

Katalonya’nın İspanya’dan ayrılması madden ve manen İspanya’nın parçalanması, yıkılması anlamına gelecektir.

Aynı şekilde Türkiye için İspanya Modelinin seçilmesi, adım adım Türkiye’yi de bölünmeye götürecek bir planın başlatılması anlamına gelmektedir.

Bu plan sadece Kürt vatandaşlarımız için değil tüm Ortadoğu için çok kanlı bir sürece dönüşecek son derece tehlikeli bir plandır. Dolayısıyla bütün bu görüşme süreci içinde bu tehlikelerin sürekli göz önünde bulundurulması hayatidir.

Eğer Türkiye zayıflarsa bu Ortadoğu’daki tüm dengelerin değişmesi anlamına gelecektir. Allah korusun “Türkiye Güneydoğusuyla, Kürtlerle anlaşamadı ve ayrıldı” denmesi Türkiye’yi birleştiricilikten uzak, zayıf, hastalıklı bir ülke olarak gösterecektir. Türkiye aleyhine dengeleri değişen Ortadoğu’da ne Kürtler, ne Araplar ne de Filistinliler için huzur ve barıştan söz edilemeyecektir.

Çözüm ise tektir. Çözüm; Kürt, Türk ve Arapların, emperyalizmin bölünme oyununa gelmeden Osmanlı Dönemi’ndeki gibi sağlam bir birlik oluşturmalarıdır. Avrupa Birliği modeli örnek alınarak oluşturulacak “Ortadoğu ve İslam Birliği” bölgemizde huzurun, barışın ve adaletin tesisi için tek seçenektir.

twitter.com/gundem_analiztv