PKK’NIN DEVLETİ FAŞİST İLAN ETMESİ VE BÖLGEDEKİ FİKRİ PROPAGANDASI

PKK/KCK ve BDP’nin söylemleri tamamıyla, Güneydoğu Anadolu insanının zihninde devleti, faşist, zorbalıkla bölge insanını ezen, Kürtleri aşağılayıp hakaret eden, yaşam hakkı tanımayan ve olan hakları elden alan, uyguladığı politikalarla eşitsizlik yaratan, Kürtlerin özgürlükleri kısıtlayan diktatör ve despot olduğu algısının yaratılmasına yöneliktir.

Sonuçta, (sözde) ‘insanlık hukukunu işletemeyen, adaletsiz, güya halkı ezerek hakları üzerine çöken, ahlaken tükenmiş, yasaları, yargısı, yürütmesiyle kabul edilemez ve meşru olmayan bir faşist devlet var’ algısı sonucunda, sözde en doğal ve en son başvurulacak hak olarak da silahlı eylemler olduğu sürekli vurgulanmaktadır. İkna ve telkin yöntemiyle bu propaganda çokça tekrarlanarak geniş halk kitleleri teröre ve iç savaşa zorla sevk edilmeye çalışılmaktadır.

***

Faşist devlet algısı işin gerçeği 150 yıllık yanlış ve sinsi politikaların ürünüdür. Devlet içine sızmış bazı derin devlet çeteleri tarafından oluşturulmuştur. Bölge halkı özellikle 12 Eylül döneminde ve 90’lı yıllarda türlü işkencelere, hak gasplarına, teröre maruz kalmış ve bu ortam da PKK’yı taşeron olarak kullananların işine yaramıştır.

***

PKK’ya yakın internet sitelerinden ve BDP’lilerin yaptığı konuşma ve açıklamadan bir kaçına örnek vermek gerekirilirse;

*Kürt Kadın Hareketi KJB Koordinasyonu: “Kürt halkı, artık özgür bir yaşam dışında hiçbir yaşam seçeneğini kabul etmeyeceğini her gün alanlarda ifade etmektedir. Geçen dönem yürütülen direnişle büyük mücadele kazanımları elde edilmiştir, bu kazanımlar ve örgütlü halk gücümüz özgür bir yaşamın Kürdistan coğrafyasında kazanmasına büyük imkân tanımaktadır.” (Terörle kazanıldığı düşünülen kazanımlar kastediliyor. Marksist Leninist silahlı propaganda her fırsatta devrimci mantığı pekiştirmek için halka sunuluyor)

*“Faşist AKP devletinin tırmandırdığı özel savaş ve kara propaganda, HPG’nin başlattığı devrimci operasyonu ve bunun karşısında Türk ordusunun yaşadığı yenilgiyi ters yüz etmenin etkili bir yöntemi olarak devreye konulmuştur.”(Tüm güvenlik güçlerinin, sözde ezen sınıfın bir mekanizması olduğunu belirten Leninist propaganda örneği)

***“AKP devleti bu olayı bahane ederek Türkiye de ırkçı, etnik, ve mezhepsel faşist saldırıları geliştirmeye çalışmaktadır.” (Devleti faşist ilan edip, bundan kurtuluş için Marksist devrim yapmaya yönelik ikna yöntemi)

*“Örgütlü, mücadeleci kadından korkan AKP devleti her fırsatta kadına saldırmakta, tasfiye etmeye çalışmaktadır.” (Devleti, hükümet ve meclisi bölge insanını tasfiye için kullanan faşist zihniyete karşı komünist ayaklanma bilinci aşılanıyor, bu propaganda sürekli olarak yapılıyor. Her gün, her saat, her ortamda, her şartta.)

*“Halkımıza açıkça ve gözü dönmüşçesine saldıran, yaşlı bir insanın üzerine dahi onlarca kişiyle saldıracak kadar zavallılaşan AKP polisinin Kürdistan’da rahatça dolaşması, yaşaması Kürt halkı olarak artık kabul edeceğimiz bir durum değildir.” (Halkı ezen faşist propagandası sonsuz örnekle sürekli olarak halk anlatılır. Halkın kin ve nefretle devlete karşı isyan etmesi, başka çarenin olmadığı, faşist düşman devlet imajının yaratılması sağlanır. Polisi, askeri ve devletin tüm yetkililerini düşman ve kurtulunması gereken despot faşist yönetim olarak gösterme propagandası yapılır.)

*“Kürt halkı serhıldanlarda kendi savunmasını en üst düzeyde yapıp, AKP polisinin üstüne yürümelidir. Dönem T.C sömürgeciliğini ve AKP devletini, polisini Kürdistan’dan silme dönemidir. Kürt halkı Kürdistan’da ırkçı-faşist AKP devletinin üstüne yürüyerek özgürlük çığlıkları içinde faşizmi boğmalıdır. Bu yönüyle Kürt halkının, kadının faşist Türk polisine yapacağı her türlü eylem meşrudur, haklı gerekçeleri vardır.” (Halkı galeyana getirip, terörü meşru göstermek Leninizm’in en baş metodudur.)

*“Yasal siyaset alanının halkımıza kapatılmasına karşı verilecek en anlamlı cevap gerilla saflarına katılarak, yeryüzündeki hiçbir gücün yasaklamaya gücünün yetmeyeceği özgür Kürdistan dağlarında direnişi büyütmektir. Halkımızın iradesine, onuruna yapılan bu saldırıların yanı sıra Kürt analarının coplanmasına, yaşlı, çocuk demeden halkımıza sokak ortasına işkence edilmesine karşı da halkı savunmak, bu saldırılara cevap vermekte biz Kürt kadınının görevidir.” (Faşist devlete karşı özgür yapının ancak silahlı direniş ve devrimle geleceği yönündeki Marksist Leninist propaganda örneklerinden biri daha)

Alıntılar: http://www.anf.bz/index.php?rupel=nuce&nuceID=67390

Şimdi de BDP’lilerin yaptığı açıklamalara göz atalım:

*BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Dün geceden bu yana Amed’de faşizme karşı direniş gösteren halkımıza saygılarımızı sunmak istiyoruz” diyerek sözlerine başladı. Demirtaş, AKP’nin “faşist” rejiminin Diyarbakır’da görkemli direniş karşısında ne kadar aciz olduğunun görüldüğünü belirterek, “Dün Amed’de devletin copundan, gazından, panzerinden başka bir şeyi yoktu. Elinde coptan, panzerden başka bir şeyi kalmayan devlet meşruiyetini yitirmiştir. Kürdistan’da AKP meşruiyetini yitirmiştir… Sayın Öcalan özgür olmalıdır. Öcalan’ın özgür olmasını istiyoruz” diye haykırdığını kaydeden Demirtaş, “Devlet ısrarla… 24 saat sokak sokak, ev ev, meydan meydan işkence uyguluyor. Halkın sahiplenişi AKP’nin politikalarını boşa çıkardı”

*DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk ise, Diyarbakır’da AKP faşizmi ve imha, inkar politikalarıile karşı karşıya kaldıklarını aktararak, halka dönük kin ve nefretle zalimane bir yaklaşımın söz konusu olduğunu vurguladı. “Öyle bir devlet düşünün ki; kendi halkının üzerine binlerce polisle, tankla topla savaş ilan etmiştir. Dün Amed’de devletin Kürt halkına karşı ilan ettiği bir savaş görüntüsü vardı” diyen Tuğluk, 1990’lı yıllarda Kürt halkının daha zalimane uygulamalara maruz kaldığını; ancak yılmadığını ve bedelini ödeye ödeye kazanımlar elde ettiğini söyledi. Bundan sonra da faşist, imhacı ve inkarcı yaklaşıma karşı halkla birlikte direniş mücadelelerine devam edeceklerini ifade eden Tuğluk, başka bir seçeneğin kalmadığını vurguladı.

*Osman Baydemir “Kürdistan faşizme mezar olacak”

*BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 14 Temmuz’a ilişkin “Kimse şüpheye düşmesin faşizm ne kadar büyürse büyüsün, zulüm ne kadar artarsa artsın, zalim kendi zulmünde boğulacaktır. Bu halkın direnişi bunu sağlayacaktır”

*Tuğluk “Öcalan sıradan bir kişi ve tutsak değildir. Son Kürt isyanının lideridir. Bu topraklarda barışın ve özgürlüğün simgesidir. Roboski’de, 13 gerillanın yaşamını yitirmesinde, Urfa Cezaevi’nde olduğu gibi uygulamalarla sorunu çözmeye çalışıyorsunuz. Kürt halkı diz çökmeyecek. Biz bu günlere mücadele ederek geldik. Ne kazandıysak bedelini ödeyerek kazandık. Bir kez daha AKP hükümetini uyarıyorum. Bu halkın tahammülleri zorlanmamalı. Otoriter ve ırkçı zihniyete karşı ortak mücadele cephesi yaratmaya çağırıyoruz.”

BDP mitinglerinde atılan sloganlara dikkat!

Bu sloganlar faşist değil komünist/sol jargonlu/Marksist/devrimci sloganlardır, ırkçı istekler değil sınıf çatışmasının varlığına karşı ortaya koyma gayretidir:

*“Türk, Kürt, Laz, Çerkez eşit olmalı herkes“, “Yaşasın halkların kardeşliği”

BDP/KCK’nın bütün mitinglerde liderleri olduğunu tekrar tekrar vurguladıkları Abdullah Öcalan’ın fikri yapısı:

*Öcalan 1978 Kasım ayında Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde Marksist Leninist temele dayalı bir Kürdistan Devleti’ni (!) silahlı mücadele yolu ile kurmak amacı ile mücadeleye başladığını açıkladı. Fis Ovası’ndaki toplantıya 20 kişi katıldı. (Öcalan Davası Notları http://www.belgenet.com/dava/dava.html )

*“…Biz ulusal kurtuluş mücadelesini böyle gelişmiş savaş düzeyine ulaştırmak için ise silahlı propaganda ile başlanması gerektiğini, ajitasyon, propaganda ve örgütlenme görevlerinin başarılmasının temel aracının silahlı propaganda olacağını, devrimci yapının yaratılmasında temel iskele görevini silahlı propagandanın göreceğini belirtiyoruz… (Abdullah Öcalan, Seçme Yazılar, 1. cilt, s. 213)

*”…Bu konuda Ho Shi Minh, l944’lerden önceki Vietnam koşullarında; ‘… Ne bir gerilla savaşını ve ne de bir halk ayaklanmasını başlatabiliriz. Ama bunları hazırlamak için silahlı propaganda uygulamaya ihtiyacımız vardır‘ der. (Sözde) Kürdistan koşullarında bu daha da açık ve dayatıcı bir gerçektir…” (Abdullah Öcalan, Seçme Yazılar, 1. cilt, s. 213)

*Abdullah Öcalan’ın yargılanma sürecinde, Marksist Leninist temelde ayrı bir devlet kurma emelini açıkça ifade eden diğer belgeler için http://www.belgenet.com/dava/dava20_1.html adresine de bakılabilir.

Sonuç:

Devletin faşist ilan edilerek devlete karşı silahlı ayaklanma çağrısı yapan propaganda, adı zikredilmese dahi net bir şekilde “devrimci Marksist ve şiddet içeren sosyalist” felsefeli bir ayrılıkçı politikadır.

***

Her terör örgütü bir fikri yapı üzerine kuruludur ve bu bölücü örgütler, fikri/felsefi yapı ile geniş halk kitlelerini kandırmaya mecburdur ki sözde devrimlerine devam edebilsinler. PKK da propagandasını zaman zaman gizli zaman zaman da aleni bir şekilde komünist söylemlerle bezediği propaganda yöntemleriyle gerçekleştiriyor.

Yapılması gereken husus PKK’nın kandırdığı insanlara yeniden doğruları anlatmaktır. AntiPKK propagandası en büyük gereklilik ve şarttır. Taban ve halk desteğini kaybeden, halkta şüphe uyandıran bölücü örgütler yok olup parçalanmaya doğru gidecek, etkisini, gücünü yitirecek, moral yenilgiye uğrayacaktır.

Bugün Beytüşşebab ve Şemdinli’de PKK’ya destek vermeyen halkımızın, bundan sonra PKK’nın artarak devam eden yalan, batıl, sözde ilmi felsefelerine, yoğun, caydırıcı, ikna ve telkinlerine karşı maruz kaldıkça yarın yenik düşmeyeceğinin garantisini de kimse veremez.

twitter.com/gundem_analiztv