Ortadoğu Terörünün Hedef Aldığı Hristiyanlar

news rescue_adnan_oktar_Christians_targeted_by_MiddleEast_terrorism

Ortadoğu ve Anadolu, Hristiyanlığın doğduğu topraklardır. Hz Meryem (as) ve ailesi bu topraklarda yaşamıştır. Hz. Yahya (as), bu topraklarda doğmuş, bu topraklarda şehit edilmiştir. Hz. İsa (as) bugünkü Filistin’de, Berthelem şehrinde doğmuş ve yine bu topraklarda Allah tarafından göğe yükseltilmiştir. Bu bölge, aynı zamanda Musevilerin kutsal topraklarıdır. Dünyadaki en eski kiliseler, Church of Nativity, the Church of Resurrection, Church of All Nations, Ortadoğu topraklarındadır. Hristiyanlığın kurucu azizleri, Hristiyanlığı bu topraklarda yaygınlaştırmışlardır. Bugün birçok Hristiyan, Anadolu’da Aziz Paul’un ayak izlerini takip ederek Hristiyanlığın kuruluş dönemlerini anmaktadır. İzmir bölgesindeki Meryem Ana Evi, Hristiyanların hac merkezlerinden biridir. Arap Yarımadası, İsrail toprakları, Suriye, Lübnan, Filistin, Irak ve Anadolu, her üç dinin merkezidir. Hiçbir siyasi görüş, hiçbir politik yapı, hiçbir terörist grup bu tarihi gerçeği değiştirebilecek güce sahip değildir.

Yüzyıllar boyunca bölgeye üç dinin barış mozaiği hakim olmuştur. Bu dönemde kutsal topraklarda din adına savaş yaşanmamıştır. Osmanlı Barışı (Pax-Ottomana) olarak adlandırılan bu dönem, Syces-Picot Antlaşması ile Ortadoğu’nun emperyalist devletler arasında paylaşılmasına kadar devam etmiştir. I. Dünya Savaşı’nın hemen ardından Fransa ve İngiltere bölgeyi işgali etmiş, bir yandan Museviler ve Müslümanlar arasında nefret tohumları ekilirken, bir yandan yapay sınırlar ve kukla iktidarlarla bölge hakimiyeti kurulmuştur. İşgalcilere karşı ayaklanmaya çalışan her grup, acımasızca ezilmiştir.

II. Dünya Savaşı’nın ardından, yine çeşitli dış müdahaleler ile Museviler ile Müslümanlar, 70 yıl devam edecek olan bir ateş sarmalına kapılmışlardır. Milliyetçi ve mezhepçi ideolojilerle de Müslümanlar birbirlerine düşürülmüş, bu büyük fitne, İslam toplumunu çepeçevre kuşatmıştır. 21. yüzyıla gelindiğinde artık bütün bölge yangın yeri halindedir. Birkaç on yıl içinde milyonlarca masum Müslüman can vermiş, İslam dünyasının büyük devletleri birbiri ardına yıkılmıştır. Bu şiddet ortamının bir başka mazlumu da bölgede yaşayan Hristiyanlardır.

Ortadoğu’daki Hristiyan nüfus her geçen gün azalmaktadır. Hristiyan Araplar, Asuriler, Ermeniler, Melkitler, Maroniler, Koptiler topraklarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Ortodoks Hristiyanlık, bölgede adeta yok olma aşamasına gelmiştir. Kalan bir avuç Hristiyan ise korku içinde bir hayat sürmektedir. Hristiyanlar, radikal örgütler ve baskıcı iktidarların hedefindedir. Bölgedeki provakatif eylemlerin hedeflerinden biri Hristiyanlar olmaktadır. Son birkaç yılda Mısır’da onlarca kilise yakılmış veya bombalanmıştır. Yüzlerce Hristiyan bu terör eylemlerinde can vermiştir. 2003 yılında 1.4 milyon olan Iraklı Hristiyan sayısı bugün 300.000’lere düşmüştür. Keldani, Süryani ve Nasturi köyleri yakılıp yıkılmış, Hristiyanlar kendi ülkelerinde mülteci konumuna gelmiştir.

Suriye, kuşkusuz, Ortadoğu’daki savaş ateşinin en yoğun olduğu yerdir. Bugün, Suriye Hristiyan toplumu, rejim ile aylıkçı grupların arasındaki çatışmanın ortasında kalmıştır. Özellikle Humus ve Lazkiye kentlerinde çapraz ateş arasında kalan birçok kilise yıkılmıştır. Suriye Hristiyanlarının tarihi, Aziz Paul’a kadar dayanır. 2000 yıllık bu toplumun iç savaş öncesi 2.000.000 olan nüfusu, bugün yüzbinlerle ifade edilir hale gelmiştir.

Suriye’nin kuzey bölgesi, Hristiyan toplumun merkezlerindendir. Bu bölge, Kürt, Arap ve Türkmen ağırlıklı bir demografiye sahiptir. İç savaşın yayılması ile birlikte PYD bölgede defacto bir kanton kurmuştur. PYD, Kuzey Suriye’de komünist bir devlet kurmak arzusunda olduğundan, bölgedeki Kürtleri, Arapları ve Türkmenleri baskı altında tutmaktadır. Bölgedeki Hristiyan Nasturiler de PYD’nin baskısı altında yaşam mücadelesi vermektedir. Birçok Hristiyan köyü yakılıp yıkılmıştır. Halk göçe zorlanmış geride bıraktıkları malları ise terör örgütü ve yandaşları tarafından yağmalanmıştır. Kamışlı şehrinde var olma savaşı veren Hristiyanlar da birçok kez PYD militanlarının silahlı saldırısına uğramıştır. Özellikle 2017 başından itibaren bölgede PYD saldırılarında can veren oldukça fazla sayıda Hristiyan olmuştur. PYD, Kamışlı şehrini sözde kantonun başkenti ilan etmiştir. Şu anda da, Kamışlı’daki 50.000 Hristiyan’ın yaşam hakkını ellerinden almaya çalışmaktadır.

Hristiyan toplum her fırsatta dış dünyaya seslerini duyurmaya çalışmaktadır. PYD’nin mallarını gasp ettiğini, silah zoruyla vergi aldıklarını ve gençlerinin PYD saflarında savaşmaya zorlandığını anlatmaktadırlar. Dünya Aramiler Konseyi Başkanı Johny Messo, komünist PYD’nin bölgeyi ele geçirme politikalarını ve terör örgütünün ABD silahlarını masum Hristiyanlara karşı kullandığını röportajlarında sürekli olarak dile getirmektedir. Yine geçtiğimiz günlerde 18 Ermeni ve Nasturi kuruluş, PYD’nin Hristiyanlar üzerindeki baskıcı politikalarını protesto eden bir ortak deklarasyon yayınlamışlardır. Hristiyan toplumunun bu feryatları, ne acıdır ki, Batı dünyasında yeteri kadar yankı bulmamaktadır.

PYD, başta ABD olmak üzere koalisyon güçleri tarafından şımartılmaktadır. Silah ve para desteği almakta, saldırgan politikalarına göz yumulmaktadır. ABD, dünyanın yeni bir komünist teröre doğru sürüklenmekte olduğunu fark edememektedir. PYD/PKK’nın 40 yıllık tarihleri boyunca tek yaptıkları, başta kendi halkları olmak üzere yollarına çıkan her millete zulmetmek olmuştur. Batı, bu komünist teröristleri müttefik olarak görerek ateşle oynamaktadır. Terörist örgütlerin yandaş veya dost olamayacağını görememektedir. Suriye’de silahlı bir örgütün devletleşmesi, bölgede hiç dinmeyecek yeni bir savaşın fitilini ateşleyecektir. Bundan en çok zarar görenler de masum Hristiyanlar, Müslümanlar, Museviler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, kısaca bölge halkı olacaktır. Böyle bir ateşin kıvılcımı, tüm dünyaya kısa sürede sirayet edebilir. İşte bu nedenle, terör örgütlerinin paralı asker olarak kullanılıp silahlandırılması politikası, bir an önce son bulmalıdır.

Müslümanlara düşen görev ise, kendi aralarında ve mazlum Hristiyanlarla birlik olup, bölgede hem Müslümanlara hem de Hristiyanlara yönelik bu zulmü durdurmak olmalıdır.

Adnan Oktar’ın News Rescue’da yayınlanan makalesi:

http://newsrescue.com/christians-targeted-middle-east-terrorism/#axzz542ZVazW7

http://harunyahya.org/