Neden Afrika’yı yeni bir Avrupa yapmıyoruz?

Afrika’dan Avrupa’ya göçmen akını uzun süredir önemli bir sorun olmuştur. Afrika’nın hiç bitmeyen savaşları ve yoksulluğu durumu daha da kötüleştirmektedir. Avrupa ile aynı standartlarda kaliteli ve onurlu yaşam şekline hak sahibi olan bu insanlar, daha iyi bir hayat bulma umuduyla bilinmeyen bir geleceğe doğru yolculuk yaparak hayatlarını riske atmaktadırlar. Çoğu zaman ilk tepki reddedilmek olsa da başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri övgüye değer bir şekilde cömertlik ve misafirperverlik göstermişlerdir.

Ancak çatışmalar devam etmektedir. Yoksulluk yayılırken, büyük olasılıkla sorun daha da büyüyecek, ezilen ve yoksullaşan insanlar güvenli bir sığınak ve onurlu bir hayat bulma umuduyla Avrupa’ya yöneleceklerdir.

Ne var ki, tüm Afrika ve Orta Doğu nüfusunun Avrupa’da ağırlanamayacağı açıktır. Dolayısıyla acil durumlarda savunmasız insanlara geçici yardımlarda bulunulduktan sonra söz konusu topraklarda kalıcı çözüm için yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklanılmalıdır.

Bugün, hayatlarına ve onurlarına yönelik tehditler nedeniyle diğer ülkelere sığınmak isteyen milyonlar dışında, daha yüksek yaşam standartlarını elde etmek için aynı şeyi yapmak isteyen büyük bir topluluk olduğunu da biliyoruz. Kesinlikle herkes gibi onlar da kaliteli yaşamayı hak ediyorlar. Her insan eşit doğar. Bir kişinin doğum yeri, o kişiye saygı gösterilmesi, değer verilmesi ve insanca bir yaşama sahip olması için belirleyici olmamalıdır. Dünyadaki tüm nüfusu sadece belirli bölgelere sığdırmak imkansız olduğundan, arzu edilen yaşam standartlarını her yerde en yüksek hale getirmek için çalışmalıyız.

Başka bir deyişle, mülteci ve göçmen sorununun çözümü için iki temel noktaya odaklanmalıdır:

– Korunmaya ve yardıma ihtiyacı olan kişilere derhal sığınma ve destek sağlamak,

-Sorunlu bölgelerde standardın altındaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi, böylece insanların ülkelerini terk etme ve başka yerlerde daha iyi bir yaşam arayışında olma ihtiyacını hissetmemelerini sağlamak.

Unutulmamalıdır ki, Avrupa sömürge güçleri Afrika’nın, mevcut yoksulluğunda ve çatışma ortamında olmasında önemli bir rol oynamıştır. Avrupa gelişip zenginleşirken; kültür, sanat ve bilimce zengin bir medeniyet inşa ederken, zamanın bazı Avrupalı liderleri, sömürge hayallerinin peşinde her türlü ahlaki değeri ve insan haklarını ihlal etmiş ve Afrika’yı korkunç şekilde sömürmüşlerdir. Öyle ki 1881 ve 1914 yılları arasında bugün “Afrika Talanı” adı verilen bir yöntemle kıtanın yüzde doksanı Avrupa kontrolü altına girmiştir. Zamanla, doğal kaynakları, güzellikleri, kültürü ve sanatına rağmen, kıta inanılmayacak derecede yoksullaşmıştır. Bugün, zengin doğal kaynaklarına rağmen, dünyanın en yoksul ülkelerinin %75’i Afrika’da bulunmaktadır. 2010 yılında, Sahraaltı Afrikasında 414 milyon insan günde 1,25$ veya daha azıyla yaşıyordu. Sahraaltı Afrikasında yaklaşık her üç kişiden biri yetersiz besleniyor ve aynı bölgede 589 milyon insan elektriksiz yaşıyordu.[i] O günlerin izlerine bazı bölgelerde bugün hala rastlanmaktadır. Örneğin, Fransa eski Afrika kolonilerinden hala yılda yaklaşık 500 milyar dolar tutarında sözüm ona sömürge vergisi almaktadır.[ii]Afrika’da birçok doğal kaynak hala belirli Avrupa ülkelerinin kontrolü altındadır. Dahası, hiç bitmeyen savaşlar, iç savaşlar ve çatışmalar kıtayı yıkmaya devam etmekte ve milyonlarca insanı haklı olarak barınak ve yardım aramaya zorlamaktadır.

Bununla birlikte, Afrika’yı yeni bir kültür ve medeniyet merkezi yapmak mümkündür. Lagos’u başka bir Paris, Dar es Salaam’ı başka bir Roma ve Addis Ababa’yı başka bir Londra yapmak mümkündür. Bunun gerçekleşmesi için kıta yeterli potansiyele ve kültüre sahiptir. Örneğin, BM Afrika Ekonomik Komisyonu’na göre ‘Afrika, dünyanın platin kaynaklarının dörtte üçüne, elmas ve krom yataklarının yarısına sahiptir. Dünyanın altın ve uranyum kaynaklarının beşte birine sahiptir ve şu anda bu kategoride otuzdan fazla ülkeyle birlikte petrol ve doğalgaz üretimine artan şekilde ev sahipliği yapmaktadır.’ [iii]

Ayrıca, bu harika topraklar geçmişte etkileyici medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Örneğin, Avrupa Ortaçağ karanlığında mücadele ederken, Timbuktu dünyanın ilk üniversitesine ev sahipliği yapmıştı. 12. yüzyılda, 100.000 kişilik bir şehirde, bu okulun bilgilerini ve çeşitli yeteneklerini geliştirmek için Afrika’nın dört bir yanından gelen 25.000 öğrenci bulunuyordu.[iv] Bugün, Afrika’yı tekrar bir eğitim ve kültür merkezi, bir sanat ve müzik yurdu, hem halkı hem ziyaretçileri için güzel ve onurlu bir yaşam vaat eden güvenli bir liman yapmak pekala mümkündür.

Aslında bu dönüşümü geçmişte birçok kez gördük. Örneğin, 1960’lı ve 1970’li yıllara kadar İngiltere, İrlanda, İtalya, Norveç, İspanya ve Portekiz birincil göç veren ülkelerdi ve milyonlarca insan ABD, Avustralya ve Belçika gibi ülkelere göç ediyorlardı. Ancak bu ülkelerde yaşam standartları yükseldikçe, bu eğilim tersine döndü ve göç veren bu ülkeler göçmen çeken mıknatısa dönüştüler[v]. Kıtanın potansiyeli, doğal kaynakları, kültürel geçmişi ve dünyanın yardım etme konusundaki istekliliği düşünüldüğünde, Afrika’nın bunu başarmaması için hiçbir neden yoktur. Ancak ilk olarak modern sömürgecilik hemen sona ermelidir. Bundan sonra her ülke BM himayesinde milli gelir düzeyiyle orantılı olarak Afrika’daki yaşam standartlarının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için ayrılmış bir fona katkıda bulunabilir. Bu gerçekleştiğinde, sadece bu güzel kıtanın halkı değil, aynı zamanda Avrupalılar da bundan fayda sağlayacaktır. Sonunda toplu göçün getirdiği sosyal ve ekonomik zorluklardan kurtulacaklar; tamamen farklı ve heyecan verici bir ortamda yüksek kalitede bir yaşamın tadını çıkarabilecekleri yeni bir hedefe, Avrupa’nın neredeyse yeni bir versiyonuna sahip olacaklardır. Ancak, bu yapılıncaya kadar, göçmen akını devam edecektir.

Öyleyse sorunun temel nedenlerini çözmek için somut adımlar atalım ve dünyadaki tüm yerleşim yerlerini insanlık onuruna uygun, insanların kaliteli hayatlar yaşadıkları, arzu edilen yerler haline getirelim.


[i] http://borgenproject.org/10-quick-facts-about-poverty-in-africa/

[ii]  http://www.globalresearch.ca/frances-colonial-tax-still-enforced-for-africa-bleeding-africa-and-feeding-france/5547512

[iii] https://www.uneca.org/es-blog/africa-must-benefit-its-mineral-resources

[iv]  http://www.africanecho.co.uk/africanechonews4-mar24.html

[v]  https://en.wikipedia.org/wiki/Immigration_to_Europe

http://www.harunyahya.org/

Adnan Oktar’ın The Star & Cape Times & Cape Argus’da yayınlanan makalesi:

http://www.iol.co.za/capetimes/opinion/africa-has-everything-it-needs-to-become-newer-exciting-version-of-europe-10373827

http://www.iol.co.za/capeargus/opinion/africa-has-the-potential-to-be-the-new-europe-10400425