ALTAN TAN’IN İTİRAFLARIYLA “2007 SEÇİM YENİLGİSİNİN NEDENİ”

Altan Tan, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde terör örgütüne bağlı olan siyasi hareketin 2007 seçim yenilgisini çok sarih bir şekilde felsefi, dini ve ideolojik nedenleriyle şu şekilde dile getirmişti:

“…Nakşibendi gelenek: Kürt hareketinin sahneye çıkışı en belirgin şekilde Botan Miri Bedirhan Bey zamanındadır (1820). Ondan sonraki bütün bu hareketlerin ana ekseni Nakşibendi ve Şafiliktir.

Solcu çizgi: 1960’lardan sonra Devrimci Doğu Kültür Ocakları’yla birlikte solcu Kürt hareketi ön plana çıkmıştır. Ama dini damar hep devam etmiştir.

Tahterevalli: Devlet burada tahterevalli sistemini kullanmıştır. Kim fazla havaya kalkarsa onu aşağı indirmek için bir ağırlık karşıya koyar. Bu bazen İslamcı Kürtler olur, bazen solcu Kürtler, bazen Türkler, hiç fark etmez.

Stalincilerden kapak olmadı: Şimdi bugün bölgedeki siyasi yapıyı bir düdüklü tencere gibi düşünmek gerekiyor. Tencerenin kapağı Marksist ve Alevi çizgidedir. Bugün PKK’nın yönetici kadrosunun önemli bir kısmı Pazarcık, Elbistan ve Tunceli kökenlidir. Çoğu Stalinist bir anlayıştan geliyor. Tencerenin kendisi ise Sünni, Şafi ve Nakşibendi’dir. Dolayısıyla bugün tencereyle kapak arasında bir uyum sorunu vardır.

Düdüklü tencere artık ötüyor: (“Peki 25 yıldır bu tencere bu kapağı nasıl taşıyor?” sorusu üzerine devam ediyor.) Çünkü ateş tencerenin altındadır. Tencere yanıyor. Bütün köy boşaltmalar, bütün işkenceler, bütün ölümler bizim başımızdaydı. Yani tencere ateşin üzerinde, kapak da tencerenin üzerindeydi. Ama artık düdüklü tencere ötüyor. Ses çıkarıyor. Artık bu kapağı başımdan alın diyor.

Biri bile ful oruç tutmuyor: 22 bağımsız DTP’li içinde namaz kılan, Ramazan orucunu ful tutan bir tek kişi yok. Bunu hakaret anlamında söylemiyorum, bu bir tespittir. Çünkü bu insanların temsil ettikleri seçmenin yüzde 70’i oruç tutuyor, yüzde 65’i de beş vakit namaz kılıyor. Orhan Doğan’ın mitingine katılan kadınların yarısı çarşaflıydı. Aslında DTP’nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi. DTP’liler vekili oldukları kitleye benzemiyor…”

Soru-Cevap programında Devrim Sevimay’ın, DTP’nin seçim yenilgisi sebeplerini anlatan Altan Tan’ın 2007 röportajından ilgili bölüm. Röportajın tamamını bu linkten okuyabilirsiniz http://www.milliyet.com.tr/2007/07/30/siyaset/asiy.html

***

PKK 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde başlattığı Marksist Leninist temelde devlet kurmak için silahlı ayaklanma-terör hareketi, örgütün bölge halkından almaya çalıştığı moral ve maddi destekle ilerleme zorunluluğundadır. Tabanı olmayan, tabandan destek görmeyen hiçbir terör hareketi bölgesel bir ayaklanmaya çevrilemez. Terör örgütleri için en büyük tehlike örgütün moralinin bozulmasıdır. Örgütün morali bozulursa yeni militan bulamaz, eylemleri etkisizleşir, dağılma kaçınılmaz olur. Tabanın kaybedilmesi ise bir terör örgütü için en büyük yıkımdır. ETA’nın İspanya’da çöküşü, halkın artık ETA yanında yer almamasıyla olmuştu.

***

2007 yılı seçim yenilgisi PKK açısından hem büyük bir hezimet hem de moral çöküntüsü olmuştur. Örgüt ve örgüte bağlı parti yönetimi, sorunun tabanla aralarındaki derin inanç ve felsefi bakış açısı farkılığından kaynaklandığını tespit etmiş ve bunun üzerine “İslami görünüme bürünmeye çalışma kararı” almıştır. Bu hedefe yönelik uygulanan alternatif Cuma namazları, mitinglerde sözde imamların kullanılması, BDP vekillerinin ayetle konuşmalarını yapması, Altan Tan’ın Stalinist PKK’yı aslında İslami bir dava güdüyor şeklindeki mesnetsiz söylemlerle ifadeye etmeye çalışması da halkın gözünü boyama/aldatma ve aynı zamanda da nifak amaçlı strateji değişiklikleridir. Amaç Müslüman halkın kendileri için savaşan PKK’yı da dindar görmesi hedefidir.

***

Aynı şekilde, 2012’yi final yılı olarak ilan eden örgüt, özellikle Şemdinli ve Beytüşşebab’ta halktan umduğu ‘alan hakimiyeti’ desteğini bulamadı. Öğretmen kaçırma eylemlerinde, terörist cenazelerini eyleme çevirmede halkın tepkisini aldı, aileler BDP’li vekilleri dışladı, anneler çocuklarını örgüte vermek istemedi ve PKK yine müthiş bir şekilde moral bozukluğuna uğradı.

PKK’ya karşı yürütülen başarılı polis ve askeri operasyonları örgütü maddi olarak yıpratır ancak halkın PKK’ya karşı çıkması örgüte hem maddi hem manevi azap getirir.

***

Bu noktada toparlamak gerekirse;

PKK’nın Müslüman Kürtler nezdinde değeri sıfırdır, sıfır olarak da kalacaktır ancak devlet bu konuda tüm imkanlarıyla,

1. TRT6 başta tüm özel kanal tv/radyolar, internet siteleri, gazetelerle, zorunlu olarak her gün, PKK’nın felsefesini/oyunlarını deşifre etmelidir. Bu zaruridir. PKK 7/24, Güneydoğu Anadolu’nun her karışında beyin yıkama faaliyeti yaparken buna karşı önlem almamak kesin yenilgiyi getirecektir. Roj TV başta diğer yüzlerce PKK medyasının etkisi ancak bu şekilde kırılır.

2. PKK bir propaganda yapıyorsa, bin karşıt ilmi/felsefi/dini propagandayla tuzaklar bozulmalıdır.

3. Her yeni militan muhakkak ya “Vietnam Ho Şi Minh yöntemiyle devrim yapacağız” diyen Bahoz’ların sözlerini, ya Marksist Leninist temelde yeni bir devlet kuracağız diyen Apo’nun kitaplarını ya da sözde komünist devrimi savunan diğer PKK’lı gerilla liderlerinin Marksist materyalist hezeyanlarını dinleyerek beyinleri yıkanmaktadır. Eğer basın tek yürek olup, üniversiteler tek bir elden organize olup bu sapkın/çarpık felsefeleri yerle bir ederse, bölge halkının sinsi yöntemlerle kandırılması, aldatılması imkansızlaşacaktır. Bu da PKK’yı moral açıdan çökertecektir. Felsefeyle ortaya çıkan terör örgütleri felsefelerinin çökertilmesiyle parçalanabilir ancak.

Ancak 12 Eylül döneminde her türlü işkenceye tabi olup ezilen, horlanan Kürtler bunun üstüne de belki 2004’lere kadar da devletten sevgi, ilgi ve şefkati asla görememiş, arzuladığı huzur ortamını da bulamamıştır. Eğer bölge halkı PKK’ya karşı maddi ve manevi olarak üniversite ve tüm okullardan akademik, ilmi, felsefi desteği, devletten sevgi, şefkat, koruyuculuk desteğini, Türk Milletinden kucaklayıcılık, kardeşlik desteğini, medyadan birlik, beraberlik, sonuna kadar ayrılmazlık felsefesi dolu yazıları göremez ve bunların terör örgütlerini kahreden desteğini alamazsa/hissedemezse bölge insanına karşı onlarca yıldır uygulanan baskı, ikna ve zulme karşı zayıflayacak, istemese de PKK tarafına geçecektir. Bu büyük risk göz ardı edilmemelidir.

twitter.com/gundem_analiztv